Haksız rekabet davaları, ticari hayatın temel dinamiği rekabettir. Ancak rekabet sınırsız değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ila 63. maddeleri arasında düzenlenen haksız rekabet hükümleri, dürüst ve bozulmamış rekabet ortamını korumayı amaçlamaktadır. Haksız Rekabet Davaları Ticari hayatın temel unsuru rekabettir. Ancak rekabet özgürlüğü, dürüstlük kuralı ile sınırlıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ila 63. maddeleri arasında düzenlenen haksız rekabet hükümleri, ekonomik hayatın sağlıklı işlemesini ve ticari dürüstlüğün korunmasını amaçlamaktadır. Haksız rekabet, yalnızca rakip işletmeleri değil; aynı zamanda tüketicileri ve piyasa düzenini
Hukuki uyuşmazlıklarda her zaman tek ve net bir talep ileri sürmek mümkün olmaz. Bazen davacı, birden fazla seçeneği olan, ama önceliğini belirlediği taleplerini aynı anda gündeme getirmek isteyebilir. Örneğin bir taşınmazın mülkiyetini isteyen kişi, bu talebi kabul edilmezse alternatif olarak ödediği bedelin iadesini talep edebilir. İşte böyle durumlarda, hem hukuki güvenceyi hem de usul ekonomisini sağlayan özel bir dava türü vardır: terditli dava. Bu dava türü, hem davacının taleplerini sıralı ve koşullu şekilde ileri sürebilmesine imkân tanır, hem de mahkemeye somut
Borçlu, hakkında başlatılan ilamsız icra takibine karşı ödeme emrine süresi içinde itiraz ederse, takip kendiliğinden durur. Alacağını tahsil etmek isteyen alacaklının, böyle bir durumda yargı merciine başvurması gerekmektedir. Alacaklı, itiraz üzerine duran takibi sürdürebilmek amacıyla iki yoldan birini seçebilir: Ya genel mahkemelerde “itirazın iptali davası” açar ya da elinde İcra ve İflas Kanunu’na uygun belgeler varsa “itirazın kaldırılması” talebinde bulunur. İtirazın kaldırılması, özellikle yazılı belgeye dayanan alacaklar söz konusu olduğunda başvurulabilen ve icra sürecini hızlandırmaya yarayan özel bir hukuki yoldur. Ancak
Derdest Dava, hukukumuzda “derdestlik” kavramı, mevcut bir davanın hazırda bir mahkeme önünde görülüyor olduğunu ifade eder. Bu kavram, özellikle aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine ve aynı dava konusuna dayalı olarak daha önce açılmış ve hâlen devam eden bir davanın varlığı halinde önem kazanır. Başka bir deyişle, tarafları, konusu ve sebebi örtüşen bir uyuşmazlık için ikinci kez dava açılması halinde, ikinci davanın derdestlik nedeniyle reddi gündeme gelir. Medeni usul hukuku bakımından derdestlik, bir dava şartıdır. Bu nedenle mahkeme, derdest bir



