Mülkiyet hakkı, hukuk düzeninin en güçlü koruma altına aldığı temel haklardan biridir. Buna rağmen uygulamada idarelerin kamulaştırma usullerine başvurmaksızın taşınmazlara müdahale ettiği durumlarla karşılaşılabilmektedir. “Kamulaştırmasız el atma” olarak nitelendirilen bu hukuka aykırı müdahaleler, taşınmaz maliklerine önemli hukuki imkânlar tanımaktadır.
KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVASI
Kamulaştırmasız el atma davaları nezdinde ilk olarak kamulaştırma kavramı ele alınmaldırı. Bu çerçevede kamulaştırma, idarenin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla özel mülkiyete konu taşınmazları, bedelini ödemek suretiyle mülkiyetine geçirmesine imkân tanıyan istisnai bir hukuki kurumdur.
Ne var ki uygulamada, idarenin kamulaştırmaya ilişkin anayasal ve yasal usulleri işletmeksizin taşınmazlara müdahale ettiği durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. İdarenin bu tür hukuka aykırı müdahaleleri, öğretide ve yargı içtihatlarında “kamulaştırmasız el atma” kavramı altında ele alınmaktadır. Kamulaştırmasız el atma, mülkiyet hakkının özünü zedeleyen ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan ağır bir ihlal niteliği taşımaktadır.
Bu yazıda kamulaştırmasız el atma kavramı; kavramsal çerçevesi, türleri, bu müdahaleye karşı başvurulabilecek hukuki yollar, görevli yargı düzeni ile anayasal ve uluslararası hukuk boyutları incelenecektir.
1. KAMULAŞTIRMA VE KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA KAVRAMLARININ HUKUKİ ÇEVRESİ
Kamulaştırma, idarenin kamu yararı gerekçesiyle özel mülkiyete konu taşınmazları, gerçek bedelini peşin ödemek ve kanunda öngörülen usullere uygun hareket etmek suretiyle mülkiyetine geçirmesini ifade eder. Her ne kadar kamulaştırma idarenin kamu gücüne dayanan bir yetkisi olsa da bu yetki mutlak değildir ve sıkı anayasal güvencelere bağlıdır. Kamu yararının varlığı, usule uygunluk ve bedelin ödenmesi kamulaştırmanın hukuka uygunluğunun vazgeçilmez unsurlarıdır.
Kamulaştırmasız el atma ise idarenin bu unsurları yerine getirmeden, kamulaştırma yoluna başvurmaksızın taşınmaza müdahale etmesi hâlinde söz konusu olur. Doktrinde bu kavram, idarenin hukuki dayanağı bulunmayan eylem veya işlemleri yoluyla mülkiyet hakkını fiilen ya da hukuken işlevsiz hâle getirmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Uzun süre Türk hukukunda kamulaştırmasız el atma, idarenin haksız fiil sorumluluğu kapsamında değerlendirilmiş; mülkiyet hakkının korunması büyük ölçüde yargı içtihatlarıyla sağlanmıştır.
Kamulaştırmasız el atma kavramının Yargıtay kararlarıyla şekillenmiş olması, yargının mülkiyet hakkının korunmasındaki aktif rolünü açıkça ortaya koymaktadır.
2. KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMANIN TÜRLERİ
Kamulaştırmasız el atma, idarenin müdahalesinin niteliğine göre fiili el atma ve hukuki el atma olmak üzere iki temel başlık altında incelenmektedir.
2.1. Fiili El Atma
Fiili el atma, idarenin taşınmaza doğrudan fiziksel müdahalede bulunması suretiyle ortaya çıkar. Taşınmazın işgal edilmesi, üzerine kamu tesisleri inşa edilmesi veya fiilen kamu hizmetine tahsis edilmesi bu duruma örnek teşkil eder. Bu hâllerde malik, taşınmaz üzerindeki fiili hâkimiyetini tamamen kaybetmektedir.
Fiili el atma, kamulaştırmasız el atmanın en açık ve en ağır biçimi olarak kabul edilmektedir. Zira bu durumda idarenin müdahalesi, mülkiyet hakkının özünü doğrudan ortadan kaldırmakta ve açık bir hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle fiili el atma, öğretide sıklıkla idarenin haksız fiili olarak nitelendirilmektedir.
2.2. Hukuki El Atma
Hukuki el atma ise idarenin taşınmaza fiilen el koymamakla birlikte, idari işlemler yoluyla taşınmazın kullanımını uzun süre engellemesi şeklinde ortaya çıkar. Özellikle imar planlarında taşınmazın yol, yeşil alan veya kamu hizmet alanı olarak ayrılmasına rağmen, uzun yıllar boyunca kamulaştırma yapılmaması bu duruma tipik bir örnektir.
Hukuki el atmada idareye taşınmazı kamulaştırması yani kullanması konusunda 5 yıllık bir süre tanınır. 5 yıllık sürenin sonunda idare herhangi bir işlem yapmazsa taşınmaz maliki tazminat davası açabilecektir.
Uzun süre hukuki el atmanın kamulaştırmasız el atma sayılıp sayılmayacağı öğretide tartışmalı olmuş; ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik hâle gelen içtihatlarıyla hukuki el atmanın da mülkiyet hakkını ihlal ettiği ve kamulaştırmasız el atma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, mülkiyet hakkının yalnızca fiziksel müdahalelere karşı değil, dolaylı ve uzun süreli sınırlamalara karşı da korunması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Diğer Makalelerimize Ulaşmak İçin Linke Tıklayabilirsiniz.
Diğer Makalelerimize Ulaşmak İçin Linke Tıklayabilirsiniz.
3. KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA KARŞISINDA BAŞVURULABİLECEK YOLLAR
Kamulaştırmasız el atmaya maruz kalan taşınmaz maliki, mülkiyet hakkını korumak amacıyla birden fazla hukuki yola başvurabilmektedir. Kamulaştırmasız el atma sonucunda açılabilecek aşağıdaki davalarda kamulaştırılan taşınmazın tapuya kayıtlı olması ve davanın taşınmaz maliki tarafından açılmalıdır. Eğer taşınmaz maliki vefat etmiş ise mirasçılar dava açabilir.
3.1. Bedel Talebine İlişkin Davalar
Uygulamada en sık karşılaşılan yol, taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesi karşılığında bedelin talep edildiği davalardır. Özellikle fiili el atmanın uzun süre devam ettiği ve taşınmazın eski hâline getirilmesinin mümkün olmadığı durumlarda malik, taşınmazın bedelini talep etmeyi tercih etmektedir.
3.2. El Atmanın Önlenmesi Davası
Malik, idarenin hukuka aykırı müdahalesinin sona erdirilmesini ve taşınmazın iadesini talep edebilir. Bu dava, fiili el atmanın yeni başladığı veya kamu hizmetinin henüz kalıcı nitelik kazanmadığı hâllerde önem taşımaktadır.
3.3. Ecrimisil ve Tazminat Talepleri
Kamulaştırmasız el atma hâlinde malik, taşınmazdan mahrum kaldığı süre için ecrimisil talep edebileceği gibi, uğradığı diğer zararlar bakımından tazminat davası da açabilir. Bu talepler çoğu zaman bedel davası ile birlikte ileri sürülmektedir.
Kamulaştırmasız el atmaya karşı açılabilecek bu davalar eda davası niteliğindedir. Kamulaştırmasız el atma davalarında 9.10.1956 tarihi ile 4.11.1983 arası yapılan el atmalar dışında uzlaşma dava şartı değildir. Yani idareye başvurmadan dava açılabilir.
Kamulaştırmasız el atma davalarında söz konusu ihlal edilen hak mülkiyet hakkı ve ihlal eden taşınmaz malikine kıyasla daha güçlü konumda bulunan idare olduğu için zamanaşımı süresi yoktur.
4. KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVASI GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıklarında görevli yargı kolu, müdahalenin türüne göre değişmektedir. Fiili el atma hâllerinde, idarenin eylemi haksız fiil niteliği taşıdığından, uyuşmazlıklar adli yargıda ve asliye hukuk mahkemelerinde görülmektedir.
Hukuki el atma durumlarında ise uyuşmazlık genellikle idari işlemlerden kaynaklandığından idari yargı görevli olmaktadır. Bu ikili yapı, uygulamada görev uyuşmazlıklarına ve yargılamaların uzamasına yol açmakta; mülkiyet hakkının etkin korunmasını zorlaştırmaktadır. Doktrinde bu durum, hak arama özgürlüğü açısından eleştirilmekte ve daha bütüncül bir yargısal çözüm mekanizması önerilmektedir.
5. ANAYASAL VE ULUSLARARASI HUKUK AÇISINDAN DEĞERLENDİRME
Kamulaştırmasız el atma, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali niteliğindedir. Ayrıca ölçülülük ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kararlarında kamulaştırmasız el atmayı mülkiyet hakkı ihlali olarak değerlendirmekte ve etkili başvuru yollarının önemini vurgulamaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No’lu Protokol de mülkiyet hakkını koruma altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye aleyhine verdiği çok sayıda kararda kamulaştırmasız el atmayı mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul etmiş ve iç hukukta etkili giderim yollarının bulunması gerektiğini belirtmiştir.
6. SONUÇ
Kamulaştırmasız el atma, idarenin kamu gücünü hukuka aykırı biçimde kullanmasının en belirgin örneklerinden biridir ve mülkiyet hakkının özünü zedeleyen ciddi bir hak ihlalidir. Türk hukukunda içtihatlar ve doktrinel gelişmeler sayesinde bu müdahalelere karşı çeşitli hukuki yollar oluşturulmuş olsa da uygulamada yaşanan sorunlar devam etmektedir.
Mülkiyet hakkının etkin biçimde korunabilmesi için idarenin kamulaştırma usullerine titizlikle uyması, yargı yollarının sadeleştirilmesi ve uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekmektedir. Kamulaştırmasız el atmanın anayasal ve uluslararası boyutları dikkate alındığında, bu alandaki hukuki güvencelerin güçlendirilmesi hukuk devleti ilkesinin kaçınılmaz bir sonucudur.
AVUKATIN ROLÜ
Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma en önemli haklardan biri olan mülkiyet hakkı ile ilgilidir. Kamulaştırmasız el atma davalarında yapılacak usule ilişkin bir hata ya da hukuki değerlendirmedeki eksiklik, taşınmaz malikinin bu mülkiyet hakkını geri dönülemez biçimde yitirmesine yol açabilir. Bu nedenle sürecin, hem hukuki mevzuata hem de taşınmazın teknik özelliklerine hâkim bir avukat tarafından yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu linkten bize ulaşabilirsiniz : https://www.tasci.av.tr/iletisim/
Kamulaştırmasız el atma nedir?
İdarenin, kamulaştırma kararı almadan ve taşınmaz bedelini ödemeden, taşınmaza fiilen müdahale etmesi veya taşınmazı hukuken kullanılamaz hâle getirmesi durumudur. Mülkiyet hakkına aykırı bir müdahale niteliği taşır.
Fiili el atma ile hukuki el atma arasındaki fark nedir?
-
Fiili el atma: İdarenin taşınmaza fiziksel olarak müdahale etmesi (işgal, yol/tesis yapılması, kullanımın fiilen devralınması).
-
Hukuki el atma: İdarenin imar planı gibi işlemlerle taşınmazı kamu alanına ayırıp uzun süre kamulaştırmaması nedeniyle taşınmazın kullanılamaz hâle gelmesi.
Hukuki el atmada “5 yıl” ne anlama gelir?
İmar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazlar yönünden idareye belirli bir süre içinde kamulaştırma/uygulama yapma imkânı tanınır. Bu sürenin sonunda taşınmaz hâlâ kamulaştırılmadıysa malik, tazminat (bedel) davası gibi yollara başvurabilir.
Kamulaştırmasız el atmada hangi davalar açılabilir?
Somut olaya göre genellikle:
-
Bedel (tazminat) davası (taşınmaz bedelinin tahsili)
-
El atmanın önlenmesi (müdahalenin durdurulması ve iade)
-
Ecrimisil ve diğer zararlar (mahrum kalınan kullanım/gelir vb.)
gibi talepler gündeme gelebilir.
Kamulaştırmasız el atmada görevli mahkeme hangisidir?
Bu, el atmanın türüne göre değişebilir:
-
Fiili el atma ağırlıklı olarak adli yargıda (genellikle Asliye Hukuk) görülür.
-
Hukuki el atma ise çoğu durumda idari işlem/imar planı kaynaklı olduğundan idari yargı boyutu doğurabilir. Uygulamada görev tartışmaları çıkabildiği için dosya özelinde doğru yargı yolunun belirlenmesi kritik önemdedir.
Dava açmadan önce idareyle uzlaşma zorunlu mu?
Her dosyada aynı değildir. Müdahalenin tarihi ve türüne göre farklı uygulamalar bulunabilir. Bu nedenle dava şartı/ön başvuru gerekliliği açısından somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Kamulaştırmasız el atmada zamanaşımı var mı?
Uygulamada zamanaşımı tartışmaları, el atmanın türü ve davanın hukuki niteliğine göre değişebilir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için müdahale öğrenildiğinde gecikmeden hukuki destekle yol haritası çıkarılması önerilir.
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)

Henüz yorum yok.