İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası 2025 – Kiraya Verenin Hakları ve Dava Süreci Kira sözleşmesi; kiraya verenin bir taşınmazı kullanma ve ondan faydalanma hakkını belirli bir bedel karşılığında kiracıya devretmeyi taahhüt ettiği, kiracının da bu kullanıma karşılık ödeme yapmayı kabul ettiği bir sözleşme türüdür. Kira sözleşmeleri, süresine göre ikiye ayrılır: Taraflar arasında sözleşmenin ne kadar süreyle geçerli olacağı açıkça belirlenmişse bu tür sözleşmeler belirli süreli kira sözleşmesi olarak adlandırılır. Eğer sözleşmede herhangi bir süre belirtilmemişse, bu durumda belirsiz süreli kira sözleşmesi söz
ÖDEME EMRİ TEBLİĞİ ALAN MÜKELLEF NE YAPMALI? Vergi dairelerinden tebliğ olunan ödeme emirleri, mükellefler açısından büyük önem arz etmektedir. Çünkü bu belge, devletin artık borcun tahsili için cebri icra sürecine geçtiğinin göstergesidir. Ödeme emrini ciddiye almamak, malvarlığına haciz konulmasına, hatta belirli durumlarda hapisle sonuçlanabilecek yaptırımlara yol açabilir. Bu nedenle ödeme emri tebliğ edilen kişinin hukuki haklarını ve yükümlülüklerini iyi bilmesi büyük önem arz eder. (Burada vergi avukatı desteği ile bu süreci yönetmek ileride doğacak telafisi güç zararların önüne geçebilir.) 1. Ödeme Emri
Boşanırken Eşimden Hangi Malları İsteyebilirim? Boşanma sürecinde en çok merak edilen konulardan biri, evlilik sürecinde edinilen malların paylaşımıdır. Türkiye’de 01.01.2002 tarihinden sonra evlenen çiftler için geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanmaktadır. Bu rejime göre, evlilik süresince eşlerin birlikte ya da ayrı ayrı çalışmaları sonucu elde ettikleri gelirler ve edindikleri mallar ortak mal sayılır ve boşanma halinde paylaşılır. Ancak, evlilik öncesinde sahip olunan mallar ile miras ve bağış yoluyla elde edilen mallar kişisel mal olarak kabul edilir ve paylaşım dışı kalır. Mal
Derdest Dava, hukukumuzda “derdestlik” kavramı, mevcut bir davanın hazırda bir mahkeme önünde görülüyor olduğunu ifade eder. Bu kavram, özellikle aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine ve aynı dava konusuna dayalı olarak daha önce açılmış ve hâlen devam eden bir davanın varlığı halinde önem kazanır. Başka bir deyişle, tarafları, konusu ve sebebi örtüşen bir uyuşmazlık için ikinci kez dava açılması halinde, ikinci davanın derdestlik nedeniyle reddi gündeme gelir. Medeni usul hukuku bakımından derdestlik, bir dava şartıdır. Bu nedenle mahkeme, derdest bir
Araç Mahrumiyet Bedeli, İkame araç bedeli, meydana gelen bir trafik kazası sonucunda aracını kullanamayan kişinin, bu süre zarfında başka bir araç kiralaması ya da kiralamasaydı dahi kiralamak zorunda kalmış olması nedeniyle talep ettiği tazminattır. Başka bir anlatımla, aracın onarımda kaldığı veya tamamen kullanılamaz hale geldiği zamanlarda ihtiyaç olarak kullanılan alternatif ulaşım çözümünün maddi karşılığıdır. Burada önemli bir hususu belirtmek gerekir: İkame araç bedelinin talep edilebilmesi için mutlaka fiilen araç kiralanmış olması şart değildir. Yargıtay uygulamalarına göre, aracın yattığı sürede, güncel piyasa
Ceza muhakemesi süreci, hem maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hem de kurulacak hükmün kağıt üzerinde kalmaması gibi iki temel hedefe yönelir. Bu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için, bireylerin temel hak ve özgürlüklerine geçici ve zorunlu müdahalelerde bulunulmasını gerektiren uygulamalara başvurulabilir. İşte bu noktada “koruma tedbirleri” gündeme gelir. Bu yazımızda, koruma tedbirlerinin tanımından başlayarak, uygulamadaki yansımaları ve taşıdığı anayasal riskler detaylı biçimde ele alınacaktır. Koruma Tedbirlerinin Tanımı Koruma tedbirleri; ceza muhakemesi sırasında, hüküm kesinleşmeden önce, suç şüphesiyle hareket edilerek uygulanan ve kişinin temel hak ve özgürlüklerini
Gözaltı, ceza muhakemesi sürecinin en hassas aşamalarından biridir. Şüpheli, bir suç işlendiği iddiasıyla özgürlüğünden geçici olarak yoksun bırakılır ve kolluk kuvvetleri tarafından ifade alma, delil toplama gibi işlemler için belirli sürelerle tutulabilir. Ancak bu durum, her zaman hukuka uygun şekilde gerçekleşmeyebilir. Gözaltı Nedir ve Ne Kadar Sürebilir? Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesine göre gözaltı; savcının kararıyla, belirli delillere dayalı olarak ve yalnızca zorunlu hâllerde uygulanabilir. Süre sınırları şu şekildedir: Bireysel suçlarda en fazla 24 saat Toplu suçlarda (3 ve daha fazla kişi) en fazla 4
Adli Kontrol Kararına İtiraz – Ne Zaman ve Nasıl Yapılır? Ceza muhakemesi sürecinde tutuklama yerine uygulanan adli kontrol, kişinin özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmayan ancak belirli yükümlülükler getiren bir koruma tedbiridir. Adli kontrol kararı da tıpkı tutuklama gibi hâkim tarafından verilir ve gerekli şartlar oluşmadığı hâlde verilmişse itiraz edilebilir. Adli Kontrol Nedir? Adli kontrol, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, şüpheli ya da sanığın tutuklanmaksızın yargılama sürecine devam etmesini sağlar. Hâkim, tutuklamayı gerektirir ölçüde ağır bir durum görmezse ama yine de kişi hakkında
Tutuklama Nedir? Hangi Şartlarda Karar Verilir? Ceza muhakemesi sürecinde en ağır koruma tedbiri olan tutuklama, hâkim kararıyla kişinin özgürlüğünden geçici olarak yoksun bırakılmasıdır. Bu karar, sadece belirli şartlar altında ve çok istisnai durumlarda verilmelidir. Zira tutuklama, henüz hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan bireyin temel haklarına ciddi şekilde müdahale anlamına gelir. Tutuklama Şartları Nelerdir? Tutuklama kararı verilebilmesi için öncelikle kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması gerekir. Yani kişinin suçu işlediğine dair makul bir değerlendirmeyle değil, objektif ve ciddi delillerle desteklenen bir şüphe mevcut
Miras davası, Miras davaları; bir kişinin vefatı sonrası malvarlığının mirasçılara ne şekilde intikal edeceğinin belirlenmesine ve bu belirlenme sonucu hak kayıplarına karşın yöneltilen davalardır. Her ne kadar malvarlığı temelli uyuşmazlıklar gibi görünse de, miras davaları aynı zamanda ölen kişinin özel hukuk ilişkilerinin sona erdirilmesi ve hak sahiplerinin belirlenmesi açısından da önem arz eder. Türk Medeni Kanunu’na göre, mirasbırakanın ölümüyle birlikte malvarlığı (tereke) külli halefiyet ilkesi gereği doğrudan mirasçılara geçer. Bu geçiş, mirasçılar arasında elbirliğiyle mülkiyet ilişkisi kurar ve miras ortaklığı oluşur.









