Adli tatil; hakimler, savcılar ve adliye çalışanlarının yıllık izinlerini kullanabilmeleri amacıyla yargılama faaliyetlerine her yıl belirli bir dönem ara vermesi olarak nitelendirilebilir. Bu süreç, adliyelerde tüm işlerin durduğu anlamına gelmez. Kanun koyucu, yargı mensuplarının dinlenme hakkını gözetirken vatandaşların da gecikme nedeniyle mağdur olmamasını hedeflemiştir. Bu nedenle telafisi imkansız zararların önüne geçmek amacıyla acil, ivedi veya gecikmesinde sakınca bulunan dava ve işler adli tatil süresince nöbetçi mahkemeler tarafından bakılmaya devam eder. Dolayısıyla adli tatil, mahkemelerin tamamen kapanması değil; genel yargılama faaliyetlerinin ertelenerek yalnızca kanunun belirlediği öncelikli işlerin yürütüldüğü bir dönemdir.
Adli tatilin takvimi tüm yargı kolları için kanunda emredici bir şekilde sabitlenmiştir. Yargılamaların yürütüldüğü alanlara göre; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 331. maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 61. maddesi adli tatilin her yıl 20 Temmuz günü başlayıp 31 Ağustos akşamı sona ereceğini düzenler. Yeni adli yıl ise 1 Eylül itibarıyla başlar. Bu tarihler doğrudan temel usul kanunlarımızla belirlendiği için her yıl ayrıca bir karar alınmasına gerek kalmaksızın tüm mahkemelerde aynı takvim esas alınır.
Adli Tatil Yargı Sürecini Nasıl Etkiler?
Adli tatil, adalet sisteminin işleyişinde hem pratik hem de usuli etkiler doğuran bir dönemdir. Mahkemelerde duruşma yoğunluğunun azalması, dosyaların incelenmesine ve kararların tamamlanmasına imkan tanır. Avukatlar için ise duruşma takvimine verilen bu ara, yoğun yargılama temposunun yavaşlamasını sağlar.
Vatandaşlar açısından adli tatilin en kritik etkisi hak kayıplarının önüne geçilmesidir. Kanun koyucu, bu dönemde dava açma ve cevap verme gibi genel süreleri koruma altına alır. Böylece vatandaşlar hak kaybına uğramaz. Öte yandan sistem tamamen durmaz. Nafaka, ihtiyati tedbir veya tutukluluk gibi acil işlerde, nöbetçi mahkemeler aracılığıyla adalete erişim kesintisiz devam eder.
Adli Tatilde Görülen İşler
Hukuk Mahkemelerinde Görülen İşler
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. Maddesi, adli tatilde görülecek dava ve işleri sınırlı sayıda (numerus clausus) düzenlemiştir. Buradaki temel amaç, hakkın korunmasında gecikme yaşandığında telafisi imkansız zararların doğmasını önlemek, kamu düzenini korumak ve ticari/sosyal hayatın kesintisiz işlemesini sağlamaktır. Dolayısıyla adli tatilde bakılmaya devam edecek işler, kanundaki düzenleniş amaçlarına göre farklı kategoriler altında incelenir.
Geçici Hukuki Korumalar ve Deniz Ticareti Tedbirleri
İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti talepleri adli tatilde kesintisiz incelenir. Örneğin, dava bitene kadar mal kaçırılmasını önlemek veya bir inşaattaki ayıbı zaman kaybetmeden yerinde tespit ettirmek için nöbetçi mahkemeye başvurulabilir. Sadece kararın verilmesi değil, aynı zamanda bu kararlara yapılan itirazlar ve kararların icrası da adli tatilden etkilenmez. Ayrıca deniz ticaretine özgü deniz raporlarının alınması ve dispeççi atanması talepleri ile bunlara karşı yapılan başvurular da bu kapsamdadır.
Aile, Kişiler Hukuku ve Nüfus Davaları
Her türlü nafaka davası ile soybağı, velayet, vesayet ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin dava ve işler adli tatil boyunca görülür. Örneğin tarafların boşanma davası adli tatil nedeniyle durmuş olsa bile, bu dava kapsamında talep edilen tedbir nafakası ya da çocuğun geçici velayeti ve kişisel ilişki kurulması gibi talepler nöbetçi mahkemece incelenir ve karara bağlanır.
İşçi Hakları, Ticari Evrak ve Şirket Yapılandırmaları
İşçilerin hizmet akdine veya iş sözleşmesine dayanarak açtıkları işe iade, kıdem, ihbar ve işçilik alacakları davaları adli tatil süresince görülmeye devam eder. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus yalnızca işçi tarafından açılan davaları kapsamasıdır. Yani işverenin veya kurumların açtığı davalar bu kuralın dışındadır. Bunun yanında ticari hayatın aksamaması adına, ticari defterlerin kaybı durumunda istenen zayi belgeleri ile çek, poliçe ve bono gibi kıymetli evrakın iptali davaları adli tatilde sonuçlandırılır. Aynı şekilde iflas, konkordato ve şirketlerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasına ilişkin dava ve takipler de nöbetçi mahkemelerce kesintisiz yürütülür.
Çekişmesiz Yargı, Keşif ve Tahkim İşleri
Karşısında bir davalı bulunmayan, sadece bir hakkın veya hukuki durumun tespitini amaçlayan çekişmesiz yargı işleri adli tatilde görülmeye devam eder. Günlük hukuki süreçlerin aksamaması ve hak kaybı yaşanmaması adına, örneğin veraset ilamı (mirasçılık belgesi) alınması gibi talepler nöbetçi mahkemelerce sonuçlandırılır. Bununla birlikte mahkeme, adli tatil öncesinde veya tatil sırasında bir keşfin bu dönemde yapılmasına karar verdiği takdirde belirlenen günde keşif icra edilir. Son olarak tahkim yargılamasına ilişkin olarak genel mahkemelerin bakmakla görevli olduğu hakem seçimi, hakemin reddi veya hakem kararlarının iptali gibi dava ve işler de adli tatilde görülmeye devam eder.
Kanunen İvedi Sayılan veya Mahkemece İvedi Görülmesine Karar Verilen İşler
Kanunların açıkça “ivedi” olarak nitelendirdiği dava ve işler adli tatil kapsamının dışında kalır. Örneğin İcra ve İflas Kanunu uyarınca icra mahkemelerinin baktığı işler ivedi sayıldığı için adli tatilde de devam eder. Bunun yanında, kanunda açık bir hüküm olmasa bile taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme, davanın niteliğini ve aciliyetini göz önüne alarak işin “ivedi” görülmesine karar verebilir. Bu durumda dava adli tatil boyunca incelenmeye devam eder.
Ceza Mahkemelerinde Görülen İşler
Ceza yargılamasında adli tatil rejimi kurgulanırken, doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliği söz konusu olduğu için hukuk yargılamasına kıyasla daha fazla dikkat ve özen gözetilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca adli tatilin yargılamaya etkisi, dosyanın içinde bulunduğu aşamaya ve sanığın durumuna göre değişmektedir.
Bu doğrultuda suç ihbarıyla başlayan soruşturma evresi adli tatilden tamamen muaf tutulmuştur. Cumhuriyet savcılıkları ile kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü ifade alma, gözaltı, arama, el koyma gibi tüm işlemler tatil boyunca kesintisiz sürdürülür. Dava aşamasına geçildiğinde ise temel ölçüt sanığın tutukluluk durumudur. Kişi hürriyetini kısıtlayan tedbirlerin niteliği gereği, sanığı tutuklu bulunan davalar adli tatil kapsamı dışında tutulur. Nöbetçi ceza mahkemeleri bu dosyaların duruşmalarını yapmaya, karara bağlamaya ve kanuni süreler içindeki tutukluluk incelemelerini yürütmeye devam eder. Tutuksuz sanıkların yargılandığı davaların esasına ilişkin duruşmalar ise tatil sonrasına bırakılır. Bunların dışında yakalama kararlarının infazı, sorgu işlemleri, adli kontrole ilişkin itirazlar ve gecikmesinde sakınca bulunan delil tespitleri gibi acil nitelikteki tüm işler nöbetçi sulh ceza hâkimlikleri ile ceza mahkemelerince sonuçlandırılır.
İdari Yargıda Görülen İşler
Hukuk ve ceza yargılamasında “adli tatil” olarak anılan bu dönem, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 61. maddesinde “çalışmaya ara verme” ifadesiyle düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağustos tarihleri arasında faaliyetlerine ara vermektedir. İdari yargının temel amacı, kamu işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlemek ve idare karşısında bireylerin haklarını korumaktır. Bu nedenle adli tatil boyunca da telafisi imkânsız zararların doğmasını engellemeye yönelik hukuki koruma yolları kesintisiz işletilir. Bu süreçte Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen nöbetçi mahkemeler hizmet verir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca nöbetçi mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararların doğması riskine karşı yapılan yürütmenin durdurulması, dava öncesi veya sırasındaki delil tespiti ve kanunen belirli bir süre içinde karara bağlanması gereken ivedi işleri yürütür. Ayrıca kanunun 61. Maddesindeki istisna gereği, Bölge İdare Mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışındaki idare ve vergi mahkemeleri bu ara verme kuralının kapsamı dışındadır. Dolayısıyla bu mahkemeler, nöbet kısıtlamasına tabi olmaksızın görevlerine kesintisiz devam eder. Dava açılması, harç yatırılması veya dosyaların üst mahkemelere sevki gibi kalem ve evrak işlemleri ise tüm yargı çevresinde tatil boyunca sürdürülür.
İcra ve İflas Hukukunda Görülen İşler
İcra ve iflas süreçleri, alacaklı haklarının korunması ve ticari hayatın aksamaması esasına dayandığından genel adli tatil rejiminin kapsamı dışında tutulmuştur. Bu doğrultuda icra ve iflas daireleri adli tatil süresince çalışmalarına kesintisiz devam eder. Takip talebinde bulunulması, ödeme ve icra emirlerinin gönderilmesi, haciz uygulanması, satış istenmesi ve ödeme kabul edilmesi gibi tüm icra işlemleri tatil boyunca yürütülür. Benzer şekilde, İcra ve İflas Kanunu uyarınca icra mahkemelerinin görev alanına giren ve doğası gereği ivedi sayılan iş ve şikâyetler de nöbetçi icra mahkemelerince incelenmeye devam eder.
Anayasa Mahkemesi ve Bireysel Başvurular
Anayasa Mahkemesi, yüksek mahkeme statüsü ve üstlendiği anayasal denetim işlevi gereği genel mahkemeler için öngörülen adli tatil rejimine tabi değildir. Mahkemenin norm denetimi ve bireysel başvuru incelemeleri yıl boyunca kesintisiz devam eder. Bireysel başvurularda hak kayıplarının önüne geçilmesi esas olduğundan, kararların tebliğ edilmesiyle başlayan 30 günlük bireysel başvuru süresi adli tatil döneminde de durmaz veya uzamaz. Tedbir talepleri de dâhil olmak üzere tüm süreçler adli tatil kısıtlamasından bağımsız olarak yürütülür.
Arabuluculuk Süreçleri
Arabuluculuk, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların mahkemeye gitmeden, tarafsız bir üçüncü kişi rehberliğinde çözüme kavuşturulduğu alternatif bir yöntemdir. Bir mahkeme yargılaması niteliği taşımadığı için de genel adli tatil rejimine tabi değildir. Adli tatil süresince adliyelerdeki arabuluculuk bürolarına başvuru yapılabilir; kanunda öngörülen süreçler, görüşmeler ve son tutanağın düzenlenmesi kesintisiz devam eder. Bu doğrultuda, dava şartı veya ihtiyari olarak yürütülen arabuluculuk süreçlerinde kanuni süreler tatil boyunca işlemeye devam eder.
Adli Tatilin Sürelere Etkisi
Adli tatil, sürenin başlamasına tek başına engel teşkil etmez. Tatil dönemi içinde tebliğ edilen bir karar veya duruşmada taraflara karşı açıklanan bir ara karar üzerine kanuni süre ertesi gün itibarıyla işlemeye başlar. Uygulamada sıkça düşülen en büyük yanılgı, adli tatilde tebliğ alınan işlerde sürenin 1 Eylül’e kadar hiç işlemediğini sanmaktır. Adli tatil süreyi tamamen donduran veya dondurup sıfırlayan bir süreç değil, yalnızca son günü adli tatil tarihlerine denk gelen sürelerin bitişini tatil sonrasına erteler.
Burada belirleyici olan husus, hesaplanan sürenin bittiği tarihtir. Kanuni sürenin son günü adli tatil dönemi içerisine denk geliyorsa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca süre adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar ve son gün 7 Eylül mesai bitimi kabul edilir. Ancak adli tatil içinde başlamasına rağmen sürenin son günü adli tatil bittikten sonraya, yani Eylül ayı içerisine denk geliyorsa bu durumda ilave bir uzama uygulanmaz ve işlem normal bittiği tarihte sona erer. Bu hesaplama esası; dava açma, cevap dilekçesi sunma, bilirkişi raporuna itiraz etme, eksik avans tamamlama ile istinaf ve temyiz başvuruları gibi adli tatile tabi tüm usulü işlemler için geçerlidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de 2021/9020 E. Ve 2022/1170 K. Sayılı kararında bu hususu açıkça vurgulamıştır. İlgili kararda: Adli tatile tabi işlerde sürenin son gününün adli tatile denk gelmesi halinde sürenin başkaca bir karara gerek kalmaksızın 1 hafta uzayacağı teyit edilmiş; ancak iş sözleşmesinden doğan davalar gibi adli tatilde görülmeye devam eden istisnai işlerde bu uzama kuralının uygulanmayacağı ve sürelerin kesintisiz işlemeye devam edeceği belirtilmiştir.
Avukatın Notu
Adli tatil dönemi, kamuoyunda genellikle tüm yargı faaliyetlerinin durduğu bir duraklama dönemi olarak algılansa da usul hukuku açısından oldukça hassas ve riskli bir süreçtir. Sürelerin durmadığı istisnai işlerin varlığı, adli tatil içinde tebliğ alınan evraklarda sürenin ertesi gün işlemeye başlaması ve hesaplama hataları telafisi imkânsız hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Bu nedenle hak kaybına uğramamak ve haklıyken usuli sebeplerle mağduriyet yaşamamak adına, adli tatil dönemine denk gelen tüm hukuki süreçlerde zaman kaybetmeksizin uzman bir avukata danışılması ve profesyonel hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
-
Adli tatilde dava açılabilir mi?
Evet, adli tatil süresince dava açılması ve hukuki süreçlerin başlatılması mümkündür. Adli tatil, adliyelerin veya hukuk bürolarının tamamen kapandığı bir dönem değildir. UYAP altyapısı ve adliyelerin nöbetçi birimleri üzerinden dava açma, icra takibi başlatma veya ihtiyati tedbir taleplerinde bulunma işlemleri kesintisiz devam eder. Hak kaybına uğramamak adına süreç ertelenmeden hukuki girişimde bulunulabilir.
-
Boşanma ve velayet davaları adli tatilde görülür mü?
Boşanma davalarının esasına ilişkin duruşmalar adli tatilde yapılmaz. Ancak boşanma davası kapsamındaki tedbir nafakası, çocuğun geçici velayeti ve kişisel ilişki kurulması gibi acil ve geçici koruma talepleri nöbetçi mahkemelerce adli tatil boyunca incelenir ve karara bağlanabilir.
-
İcra takipleri ve haciz işlemleri adli tatilde durur mu?
Hayır, durmaz. İcra ve iflas hukuku genel adli tatil rejiminin dışındadır. Adli tatil boyunca icra takibi başlatılabilir, ödeme emri gönderilebilir, haciz ve satış işlemleri kesintisiz bir şekilde yürütülebilir.
-
Adli tatilde avukatlar çalışıyor mu, danışmanlık alınabilir mi?
Evet, çalışırlar. Adli tatil yalnızca yargı mensuplarının (hâkim ve savcılar) yıllık izin kullanma dönemidir. Avukatların veya hukuk bürolarının tamamen kapandığı anlamına gelmez. Bu dönemde avukatlar danışmanlık vermeye, dosya hazırlıklarını yürütmeye, acil işleri takip etmeye ve müvekkil görüşmelerine devam ederler.
-
Bilirkişi raporuna itiraz süresi adli tatilde nasıl hesaplanır?
Adli tatilde tebliğ edilen bilirkişi raporlarında 2 haftalık itiraz süresi tebliğin ertesi günü başlar. Sürenin son günü adli tatil içerisine denk gelirse, itiraz süresi adli tatil bitiminden itibaren 1 hafta uzayarak 7 Eylül akşamına kadar devam eder. Ancak hak kaybı yaşanmaması adına sürenin son gününü beklemeden bir avukatla dosyanın değerlendirilmesi tavsiye edilir.
-
Ceza davasında tutuksuz yargılanan bir kişinin duruşması adli tatilde yapılması mümkün müdür?
Hayır, yapılmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca yalnızca tutuklu sanığı bulunan dosyaların duruşmaları adli tatilde yapılmaya devam eder. Tutuksuz yargılamaların duruşmaları adli tatil sonrasına bırakılır. Ancak soruşturma aşamasındaki ifade alma, arama veya gözaltı gibi işlemler kesintisiz sürdürülür.




Henüz yorum yok.